Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Kültür Yolu Festivali” projesi, şehirlerin kültürel ve tarihi değerlerini tanıtmayı amaçlıyor. Kâğıt üzerinde bakıldığında son derece kıymetli bir çalışma. Ancak iş sahaya indiğinde, özellikle Aydın ayağında yaşananlar, bu güzel fikrin nasıl gölgelenebileceğini de açıkça gösterdi.
Aydın’da 2 Mayıs’ta başlayan festival, daha ilk günden tartışmaların odağına oturdu. Sorun ne konserler, ne etkinlikler ne de organizasyonun büyüklüğü. Sorun, bu şehrin sesini duyuran yerel basına gösterilen tavır.
Yıllardır Aydın’ın yükünü çeken, yağmurda çamurda sahada olan, bu şehrin her iyi gününde de kötü gününde de görevini yapan yerel basın, festivalin ilk gününde adeta kapıdan çevrildi. Sahne alanına alınmayan basın mensupları, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Gerekçe ise oldukça tanıdık: “Sanatçının isteği.”
Peki gerçekten öyle mi?
Yıllarını bu mesleğe vermiş, sayısız organizasyon takip etmiş gazeteciler için bu gerekçe ne kadar inandırıcı?
Bu şehirde 25-30 yıldır gazetecilik yapan insanlar var. Yüzlerce festival, konser, etkinlik gördüler. Ama böylesine bir tabloyla ilk kez karşılaştıklarını söylüyorlar. Çünkü mesele sadece içeri alınmamak değil; mesele, verilen değerin açıkça gösterilmemesi.
Bir yandan festivalin reklamları ulusal kanallarda dönüyor, dijital platformlarda milyonlara ulaşıyor. Diğer yandan o festivalin en doğal paydaşı olan yerel basın dışarıda bırakılıyor. Yani zahmeti çeken Aydın, görünürlüğü alan başkaları.
Hal böyle olunca bugün gelinen noktada Aydın’daki birçok yerel medya kuruluşunun festivali görmezden gelmesi kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü bu bir tepki değil, bir duruştur. Değer görmeyen, yok sayılan bir meslek grubunun refleksidir.
Burada en büyük sorumluluk ise organizasyonun yerel ayağını yönetenlerde. Özellikle Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün bu süreçteki tavrı sorgulanmalı. Çünkü iletişim eksikliği, organizasyonun önüne geçti.
Kültür festivalleri şehirleri büyütür, markalaştırır. Ama bunu yaparken o şehrin basınını yok sayarsanız, kendi sesinizi kısmış olursunuz.
Son söz mü?
Madem yerel basın istenmiyor, o zaman geriye tek bir cümle kalıyor:
Kendiniz çalın, kendiniz oynayın…













