Aydın’da bir şeyler değişti, biz fark ettik mi?
Bazı yıllar vardır; takvim yaprağı değişir ama şehir aynı kalır.
Bazı yıllar da vardır ki, şehir değişir ama herkes bunu hemen fark etmez.
2025, Aydın için işte o yıllardan biri oldu.
Bu yıl Aydın’da sadece olaylar yaşanmadı; alışkanlıklar sarsıldı, dengeler bozuldu, sessizlikler çoğaldı.
Aydın basını ağır bir darbe aldı.
Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin’in göreve seçildikten bir süre sonraki ani ölümü, sadece bir insanın değil, bir duruşun, bir hafızanın kaybıydı. Yerel basının giderek daraldığı, gazeteciliğin her geçen gün zorlaştığı bir dönemde, onun yokluğu büyük bir boşluk bıraktı. O gün Aydın şunu fark etti:
Gazeteciler sustuğunda değil, kaybedildiğinde ne kadar gerekli olduklarını anlıyoruz.
Siyasette ezber bozan gelişmelerle başladı her şey. Yıllardır CHP’li kimliğiyle anılan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçmesi, kentte sadece bir parti değişimi olarak görülmedi. Bu, Aydın seçmeni için bir aidiyet ve temsil tartışmasıydı. Kahvehanelerde, sokakta, sosyal medyada aynı soru soruldu:
“Biz neye oy verdik, şimdi ne oldu?”
Seven oldu, kızan oldu, susan oldu. Ama kimse “önemsiz” diyemedi.
Ve belki de en sessiz ama en derin kırılma…
Yüzyıllardır Aydın ve çevresinde yapılan deve güreşleri, şap hastalığı gerekçesiyle yasaklandı. Bir etkinlik iptal edilmedi sadece; bir kültür askıya alındı. Devecilerin, havut ustalarının, küçük esnafın, köylünün sesi pek duyulmadı. “Sağlık” denildi, konu kapandı. Oysa deve güreşleri bu topraklarda sadece bir gösteri değil, bir hafızaydı.
Bir sabah kalktık ve o hafızanın bu yıl yaşanmayacağını öğrendik.
Siyaset yön değiştirdi, basın sustu, kültür ara verdi.
Peki biz ne yaptık?
Bir süre konuştuk.
Sonra alıştık.
Sonra unuttuk.
Belki de Aydın’ın asıl meselesi yaşananlar değil; neye ne kadar tepki verdiği, neyi ne kadar çabuk kabullendiği.
Bu şehir bazen çok sabırlı, bazen fazla sessiz.
2025 bize şunu gösterdi:
Değişim bazen gürültüyle değil, sessizlikle gelir.
Ve asıl tehlike, o sessizliğe alışmaktır.
Asıl soru hâlâ ortada duruyor:
Aydın’da bir şeyler değişti…
Peki biz gerçekten fark ettik mi?
Burhan CEYHAN













