Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Burhan Ceyhan
Burhan Ceyhan

İncir üreticisi bağırıyor, Aydın susuyor!

Aydın’ın bereketli topraklarında incir üreticisi yine aynı soruyla baş başa: Ürünümü kaça satacağım?

Aydın denilince akla ne gelir?

İncir gelir…

Bereket gelir…

Emek gelir…

Sabahın ilk ışıklarıyla bahçesine giden, günlerce güneşin altında çalışan üretici gelir.

Peki bugün Aydın’ın incir üreticisinin aklına ne geliyor?

Borç geliyor.

Maliyet geliyor.

Belirsizlik geliyor.

Ve en önemlisi, “Ürünümü kaça satacağım?” sorusu geliyor.

Her yıl aynı hikâyeyi yaşamaktan yorulmadık mı?

İncir sezonu geliyor, üreticinin gözü fiyat açıklamasında. Herkes konuşuyor, herkes bir şeyler söylüyor ama iş üreticinin gerçekten yanında durmaya geldiğinde ortalık bir anda sessizleşiyor.

Bu yıl da değişen bir şey yok.

Fiyat belirsizliği devam ediyor.

Üretici bekliyor.

Tüccar bekliyor.

Ama üreticinin bekleme lüksü yok!

Çünkü üreticinin borcu var.

Gübre borcu var.

Mazot borcu var.

İlaç borcu var.

İşçilik masrafı var.

Evine götürmesi gereken para var.

Çocuğunun okul masrafı var.

Yani üretici, ürününü elinde tutup “Biraz daha bekleyeyim, fiyat yükselir” diyebilecek durumda değil.

İşte tam da burada borçlu üreticinin çaresizliğini fırsata çevirmek isteyen bir piyasa düzeni ortaya çıkıyor.

Üretici sıkıştıkça pazarlık gücü azalıyor.

Pazarlık gücü azaldıkça ürününü ucuza satma ihtimali artıyor.

Sonra ne oluyor?

Üretici yine kaybediyor.

Bakan geldi, peki üreticinin sesi neden gitmedi?

Tarım ve Orman Bakanı Aydın’a geldi.

Geldi, ziyaretlerini yaptı ve gitti.

Peki incir üreticisinin yıllardır devam eden sorunları Bakan’ın önüne somut bir dosya halinde konuldu mu?

Üreticinin yaşadığı fiyat belirsizliği anlatıldı mı?

Maliyetler tek tek masaya yatırıldı mı?

Üreticinin neden borçlandığı, neden ürününü bekletemediği anlatıldı mı?

İncirin gerçek değerini bulabilmesi için neler yapılması gerektiği soruldu mu?

İşte asıl mesele burada.

Bakanın Aydın’a gelmesi önemli olabilir ama üreticinin sorunları Bakan Aydın’dan ayrılırken onunla birlikte gitmemeli.

Üreticinin derdini anlatacak olanlar kim?

Aydın’ın seçilmiş milletvekilleri…

Ziraat odaları…

Üretici birlikleri…

STK’lar…

İktidarın il ve ilçe yöneticileri…

Muhalefetin il ve ilçe yöneticileri…

Kısacası üretici adına konuşması gereken herkes.

Ama bugün Aydın’da incir üreticisinin sesi neden bu kadar cılız?

Ziraat odaları ne işe yarar?

Burada bir parantez de ziraat odalarına açmak gerekiyor.

Çiftçinin sorunlarını kim anlatacak?

Elbette çiftçinin temsilcileri.

Üreticiden aidat alırken çiftçinin yanında olanlar, sorun büyüdüğünde de aynı cesaretle üreticinin yanında olmalı.

Bugün incir üreticisinin yaşadığı sorunları tek tek yazıp bir dosya haline getirmek, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önüne koymak çok mu zor?

Çiftçinin sesi, zor gününde duyulmalıdır.

STK’lar seçimden seçime mi hatırlıyor üreticiyi?

Bir başka mesele de sivil toplum kuruluşları…

Seçimler bitiyor.

Koltuğa oturuluyor.

Sonra?

Dört yıl boyunca ortalık sessiz.

Oysa üreticinin problemi dört yılda bir ortaya çıkmıyor.

Her gün var.

Mazot zamlanınca var.

Gübre zamlanınca var.

İşçilik maliyeti artınca var.

Ürün fiyatı açıklanmayınca var.

Üretici borcunu ödeyemeyince var.

Dolayısıyla STK’ların görevi sadece seçim yapmak, yönetim oluşturmak ve protokol fotoğraflarında görünmek olmamalı.

Siyasetçiler de susarsa kim konuşacak?

İktidar partisinin il ve ilçe yöneticileri…

Muhalefet partilerinin il ve ilçe yöneticileri…

Herkesin kendine göre bir hesabı, bir gündemi olabilir.

Ama konu üretici olduğunda siyasi hesapların bir kenara bırakılması gerekiyor.

Çünkü incir üreticisinin partisi yok.

Onun derdi ürününün hakkını alabilmek.

Üretici kahvede konuşuyor.

Sokakta konuşuyor.

Evinde konuşuyor.

Tarlasında konuşuyor.

Bahçesinde konuşuyor.

“Ne olacak bu incirin hali?” diye soruyor.

Peki bu soruyu kim duyacak?

Poz vermek kolay, üreticinin yanında durmak zor

Bugün üreticinin ihtiyacı olan şey bir fotoğraf karesi değil.

Bir açıklama değil.

Bir “yanınızdayız” mesajı hiç değil.

Somut çözüm istiyor.

Üretici, ürününün değerinde satılmasını istiyor.

Üretici, fiyatın belirsizliğinin ortadan kalkmasını istiyor.

Üretici, borç batağından kurtulmak istiyor.

Üretici, yıllardır verdiği emeğin karşılığını almak istiyor.

Bunun için de Aydın’ın bütün kurumlarının, siyasi temsilcilerinin ve üretici örgütlerinin bir araya gelmesi gerekiyor.

Çünkü mesele sadece bugünün incir fiyatı değil.

Mesele Aydın’da incir üretiminin geleceği.

Bugün üretici bahçesini ayakta tutamazsa yarın o bahçelerde incir toplayacak insan da kalmaz.

Üretici üretmezse ne olacak?

Çok basit:

Üreten olmazsa tüketen de olmaz.

O yüzden artık herkes elini taşın altına koymalı.

Aydın’ın seçilmiş milletvekilleri…

Ziraat odaları…

STK’lar…

İktidar ve muhalefetin il ve ilçe yöneticileri…

Herkese açık bir çağrı yapıyorum:

İncir üreticisi konuşuyor.

Üretici yardım istiyor.

Üretici çözüm bekliyor.

Şimdi soru şu:

Kim duyacak?

Ve daha önemlisi…

Kim harekete geçecek?

Çünkü yarın çok geç olabilir.

İncir Aydın’ın simgesi olabilir ama o inciri dalından koparıp sofraya getiren üreticiyi yalnız bırakırsak, kaybeden sadece üretici olmaz. Aydın kaybeder.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
Verified by MonsterInsights