İncirliova son yıllarda yalnızca siyasi çekişmelerle değil, ardında bıraktığı büyük ekonomik enkazlarla da anılmaya başladı. İlçede farklı dönemlerde belediye başkanlığına aday olan iki tanınmış iş insanının yaşadığı çöküş, bugün sokakta herkesin konuştuğu ortak bir hikâyeye dönüştü. Bir zamanlar alkışlarla karşılanan isimler, şimdi geride bıraktıkları mağduriyetlerle anılıyor.
2014 yerel seçimlerinde AK Parti’den belediye başkan adayı olan Kazım Günaydın.
İlçede yıllarca ticaret yapan, üreticiyle, çalışanla iç içe olan bir isimdi. Ancak seçim sonrası süreçte işlerin tersine döndüğü görüldü. 2024 yılının sonunda çalışanların, üreticilerin ve çok sayıda alacaklının parasını ödeyemeden ülkeyi terk ettiği iddiaları ilçede büyük yankı uyandırdı. Arkasında ise maaşını alamayan çalışanlar, tahsilat bekleyen üreticiler ve yarım kalan umutlar kaldı.
İncirliova bu olayı henüz unutamamışken, bu kez benzer bir tablo başka bir isimle gündeme geldi.
2024 yerel seçimlerinde CHP’den belediye başkan adayı olan sarraf ve emlakçı Osman Gökmen.
Seçim sürecinde güçlü bir profil çizen Gökmen’in, seçim sonrası ekonomik darboğazdan çıkamadığı öne sürüldü. İddiaya göre emanet aldığı altınları geri ödeyemedi, iş yerlerini kapattı ve ortadan kayboldu. İlçede onlarca kişinin mağdur olduğu konuşulurken, insanlar şimdi aynı soruyu soruyor: “Nasıl bu hale gelindi?”
Belki de en çarpıcı nokta burada başlıyor.
Çünkü bu iki isim yalnızca siyasetçi değildi. Aynı zamanda yıllarca ilçenin ekonomisine yön veren, ticaret yapan, istihdam sağlayan iş insanlarıydı. Biri gıda ve üretim sektöründe, diğeri kuyumculuk ve emlak piyasasında önemli bir hareketlilik oluşturmuştu. Bugün ise geriye kapanan iş yerleri, ödenmeyen borçlar ve güven kaybı kaldı.
Siyaset bazen insanı zirveye taşır.
Ama bazen de altından kalkılamayacak bir yük bırakır.
İncirliova’da yaşanan tablo tam olarak bunu gösteriyor. O makamlar dışarıdan göründüğü kadar “güçlü” olmayabilir. Çünkü o koltuk; itibarı büyüttüğü gibi, yanlış hesapların bedelini de ağırlaştırıyor. İlçede artık insanlar adayların vaatlerinden çok, geçmişine ve ekonomik duruşuna bakıyor.
Çünkü yaşananlar gösterdi ki;
Bir kenti yönetmeye talip olmak kolay,
Ama o yükün altında ayakta kalabilmek çok zor.













