Aydın‘da son günlerde yaşanan iki olay, yerel yönetim anlayışının yeniden sorgulanmasına neden oldu.
Bunlardan ilki İncirliova’nın Arpadere Mahallesi’nde yaşanan su kesintileri…
Temmuz sıcağında vatandaş günlerdir susuz. Mahalle Muhtarı Süleyman Kırlıoğlu isyan ediyor, “Bir haftadır su yok” diyor. ASKİ ise “1,5 günlük kesinti var” açıklaması yapıyor.
Peki hangisi doğru?
Ben sahada yıllardır haber yapan bir gazeteciyim. Bir mahallede yaşayan onlarca insan aynı şeyi söylüyorsa, bunu ciddiye almak gerekir. Masadaki raporlarla değil, sokağın sesiyle hareket edilmelidir.
ASKİ yöneticileri masa başında açıklama yapmak yerine Arpadere’ye gitmeli, vatandaşın kapısını çalmalı, musluğu açmalı, insanların yaşadığı sıkıntıyı yerinde görmelidir. Çünkü su, siyasetin değil, hayatın ta kendisidir.
Gelelim ikinci konuya…
Koçarlı’nın Akmescit Mahalle Muhtarı Mehmet Yılmaz’ın iddiaları…
Muhtar, AK Parti’ye katıldıktan sonra mahallelerine yapılacağı söylenen düğün salonunun eksiklerinin tamamlanmasını istediğini, Belediye Başkanı Özgür Arıcı’nın ise kendisine, “Git Büyükşehir yapsın” dediğini öne sürüyor.
Eğer bu iddia doğruysa, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir tablo ortaya çıkıyor.
Çünkü belediyeler hizmeti siyasi görüşe göre değil, vatandaşa göre üretmek zorundadır.
Aslında bu tartışma bugün başlamadı.
Geçmişte Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu CHP’deyken birçok muhtar CHP’ye üye oldu. O dönem bunun doğru olmadığını söyledik.
Bugün AK Parti saflarında siyaset yapan Özlem Çerçioğlu döneminde bu kez çok sayıda muhtar AK Parti’ye geçti.
Yani değişen sadece partiler oldu.
Yanlış ise değişmedi.
Benim anlayışıma göre muhtarın siyasi rozeti olmaz.
Muhtar; CHP’linin de, AK Partilinin de, MHP’linin de, İYİ Partilinin de, sandığa gitmeyen vatandaşın da muhtarıdır.
Muhtar seçim günü partiye değil, mahalleliye söz verir.
Bu nedenle siyasi partilerin muhtarları kendi bünyelerine katmak için yarışması da, belediyelerin muhtarlara siyasi kimlik üzerinden yaklaşması da doğru değildir.
Unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var.
Belediyeler hizmeti muhtara yapmaz.
Hizmeti mahallede yaşayan vatandaşa yapar.
Bir mahalleye yol yapılınca muhtar kullanmıyor…
Su gelince sadece muhtarın evine akmıyor…
Park yapılınca yalnızca muhtarın çocuğu oynamıyor.
Hizmet, o mahallede yaşayan herkesin hakkıdır.
Bugün bir muhtar CHP’ye geçti diye hizmet alıyorsa yanlış…
AK Parti’ye geçti diye hizmet alıyorsa da yanlış…
AK Parti’ye geçti diye hizmet alamıyorsa bu da yanlıştır.
Hizmetin partisi olmaz.
Bir konu daha var…
Bugün hangi partiden olursa olsun, siyasi baskıyla ya da hizmet beklentisiyle parti değiştiren muhtarların önemli bir kısmının önümüzdeki seçimlerde vatandaşın karşısına çıkmasının kolay olmayacağını düşünüyorum.
Çünkü vatandaş her şeyi görüyor.
Muhtarından beklediği şey parti değiştirmesi değil, mahallesinin sorunlarını çözmesi.
Siyaset gelir geçer.
Partiler değişir.
Başkanlar değişir.
Ama vatandaşın beklentisi hiç değişmez.
Musluktan su aksın… Yol yapılsın… Verilen sözler tutulsun…
Gerisi zaten sandıkta konuşulur.












