• DOLAR
    $3.444,7400
  • EURO
    $1,0779
  • ALTIN
    $48.276,8100
  • BIST
    $180,8000
Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor

Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor

73 / 100

TÜRKİYE’nin gündemine oturan Marmara Denizindeki müsilaj olayına tepki gösteren Germencik Çevre ve Doğa Derneği Sözcüsü Dr. Metin Aydın, “Marmara Denizini, Ergene Nehri, Büyük Menderes Nehri’ni ise JES’ler kirletiyor. Marmara Denizi ile aynı kaderi paylaşıyoruz. Bizim müsilajımızda bu” dedi. Son aylarda Türkiye’nin gündemi olan Marmara Denizindeki müsilajın temizleme çalışmaları devam ederken, Afyonkarahisar’ın Dinar İlçesinden doğan ve 584 kilometre yol kat ederek Uşak, Denizli ve Aydın’ın içinden geçip Ege Denizine dökülen Büyük Menderes Nehri üzerinde de aynı görüntüler olması çevrecilerin tepkilerine neden oldu.

Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor
Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor

Germencik Çevre ve Doğa Derneği (GERÇED) Başkanı Halil Çetinkaya ve dernek sözcüsü Dr. Metin Aydın, Büyük Menderes Nehri ve çevrede incelemelerde bulundu. Dr. Metin Aydın, Büyük Menderes Nehri’nin Marmara Denizi ile aynı kaderi paylaştığına değindi. Aydın, 30 yıldan beri JES’lerin akışkanlarını Büyük Menderes Nehri’ne akıttığına değinerek, 30 yıldan beri Aydınlıların bu görüntüyü yaşadığını ifade etti. Türkiye’deki 36 Jeotermal Enerji Santralinin 16’sının Aydın’da olduğunu belirten çevreciler JES’lerin havaya saldığı buharın çiğ ve yağmurla birlikte incir başta olmak üzere ürünlere zarar verdiğini ve yer altından çıkarılan sıcak suyun ise Büyük Menderes Nehri’ne salındığını dikkati çekti. Metin Aydın, “Esas ana kirlilik deniz altında oksijenin olmayışı ve bunu kirleten nehirler, sanayi tesisleri, kentsel atık sular hiç birinin arıtması yok” dedi.

Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor
Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor

“TRAKYA’DAKİ TÜM PİSLİĞİ MARMARA DENİZİNE AKITIYOR”

Germencik Çevre ve Doğa Derneği Sözcüsü Dr. Metin Aydın, “Türkiye’de en çok tartışılan konulardan birisi Marmara’daki müsilaj yani denizin üzerinin salyayla kaplanmış olmasıdır. Bunda Marmara denizini besleyen nehirlerin çok kirli olması en büyük etkendir.  Türkiye’nin en kirli nehirlerinden birisi Ergene Nehri’dir. Trakya’daki tüm kirliliği Marmara denizine akıtıyor. Marmara denizinin salya ile kaplanmasının Ergene Nehri’nin yıllardan beri kirli olarak akmış olmasıdır. Bunun yanında Nilüfer ile diğer çaylarda çok kötü bir şekilde atık bırakmaktalar. Deniz salyasının ortaya çıkması denizdeki oksijen seviyesinin azalmasından kaynaklanıyor. Neredeyse oksijen yok. Oksijen olmayan yerde balıklar ve deniz bitkilerinin yaşama şansı yok. Yapılan araştırmalarda deniz altındaki canlı sayısının azaldığını ve neredeyse yok denecek seviyeye düştüğü görülmektedir. Bu kirli olan yerde artık Marmara hamsisi, sardalyesi ve diğer balıkların üremesi yaşaması mümkün değil. İleride bu denizle uyumlu olmayan balıkları ve canlıları göreceğiz. Esas ana kirlilik deniz altında oksijenin olmayışı ve bunu kirleten nehirler, sanayi tesisleri, kentsel atık sular hiç birinin arıtması yok. Yıllardan beride arıtmasız bir şekilde Marmara denizini kirletiyorlar.”

Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor
Büyük Menderes Nehri, Marmara Denizi ile benzer kaderi paylaşıyor

“BÜYÜK MENDERES TÜRKİYE’NİN 3’ÜNCÜ KİRLİ NEHRİ”

Büyük Menderes Nehri’nin Marmara denizi ile aynı kaderi paylaştığına değinen Aydın, “Büyük Menderes Nehir’i de benzer kaderi paylaşıyor. Burası da Türkiye’nin en kirli 3. Nehridir. Türkiye’nin en kirli Ergene Nehri Marmara denizini yaşanmaz hale getirdi. Türkiye’nin en kirli 3. Nehir’i de Aydın’ı ve Büyük Menderes Havzasını yaşanmaz hale getirdi. Marmara denizinde olan benzer görüntünün aynısı burada da var. Üzerine baktığımızda neredeyse bir karış salya ve aynı zamanda çok yoğun bir koku var. Yıllardır Büyük Menderes Nehri kimyasal atık sular, endüstriyel atık sular, jeotermal salgısı ve zeytin kara suyu kirletmektedir. Ne yazık ki bu görmezlikten gelinmektedir. Büyük Menderes Nehir’in de Marmara denizinde olduğu gibi hiçbir balık yaşamaz hale geldi. Var olan 3-5 balıkta öldü. Marmara denizi nasıl öldüyse, Büyük Menderes Nehir’i de aynı şekilde öldü. Baktığımızda su var ama içinde canlı yok” dedi.“

JES’LERDE AKIŞKANLARINI NEHRE AKITIYOR”

JES’lerin kirlilikte büyük etken olduğuna vurgu yapan Aydın, “Nasıl yıllardan beri Marmara denizinde gerekli tedbirler alınmadıysa aynı noktaya bizim 5-10 yıl gibi çok uzun vadede değil 1 kaç yıl içinde gelme şansımız var. Yaşadığımız farklı bir şey değil şu andaki görüntü aynısı. Burada ağır metallerin sayısı daha fazladır. Marmara denizinde jeotermal olmadığı için atıkların içinde radon, arsenik ve bor yok. Ama burada jeotermal santralleri bunları buraya bıraktığı için var. Şu anda Büyük Menderes Nehri, Marmara denizinin kaderini paylaşmaya başladı. Aydın’da bulunan jeotermal santrallerinin hapsi nehirlere ve çaylara yakın mesafedeler. Buralara kurmalarında ki maksatları yoğun bir şekilde renjekte etmedikleri akışkanlarını denizlere, nehirlere ve çaylara bırakmasından kaynaklanıyor. Yılda milyonlarca tona ulaşan ağır metaller ve radyoaktif var. Jeotermal santrallerinin son 30 yılda yoğun bir şekilde yapıldığını düşünürsek 30 yıldır biz bu görüntüyü yaşıyoruz. 30 yıldır Aydın bu kaderi paylaşıyor. Dünyada marka ürün olan incirler Aydın’da yetişiyor. İncirin en çok üretildiği yer Germencik’tir. Burası da şu anda jeotermalin üstü haline geldi. En fazla jeotermal elektriğin üretildiği yer Aydın’dır. Biz Marmara denizi ile aynı kaderi paylaşıyoruz. Bizim müsilaj ve salyamız da bu. Aslında baktığımızda doğanın bize salyası yani tükürüğüdür. Aklınızı başınıza alın bundan sonrası ölüm. Aydın’da müsilaj ve nehir salyası olayı başladı” diye konuştu.“

KİMYASALLAR ÇİĞ VE YAĞMURLA BİRLİKTE YAĞIYOR”

Germencik Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Halil Çetinkaya ise, “Germencik’te bir jeotermal santralinin alt kısmında bir incir bahçesindeyiz. Buraya geçen yıl Ege Üniversitesinden bir heyetle gelmiştik. Buradaki ağaçlardaki kuruma bor etkisinden kaynaklı saptanmıştı. Ancak geçen yıl bu kadar değildi bu yıl geldiğimizde daha fazla olduğunu gördük. Araziye doğru tüm ağaçlarda genişlemiş bir durumdadır. Çiftçiler için çok vahim bir durum. Bu ağaçların yapraklarının böyle olması jeotermallerin bacalarından saldığı salgının içinde bulunan bor kimyasalının çiğ ve yağmurlarla yaprak tarafından alınması ve ağacın bünyesi tarafından zarar vermekle birlikte kurumasına neden olmaktadır” dedi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM